Birbirinden farklı üç şehri olan bir ülkenin hikayesi

Birbirinden farklı üç şehri olan bir ülke...Tabii insanları da öyle'

Bu şehirlerden birinin insanları yerden bir yükselip bir alçalarak ve kimi zaman havada süzülerek huzur içinde oldukça rahat bir biçimde yaşayan insanlarmış.

Şehirlerden bir diğerinin insanları ötekilerin aksine
sondan başa doğru konuşarak iletişim kurabiliyorlarmış.

Öteki şehrin insanları ise sürekli, kendilerini yüksek bir yerden aşağı bırakarak rahatlamak zorunda hissederlermiş. Aksi halde öfke ve mutsuzluğun uyandırdığı saldırganlıkla diğer şehirlileri korkuturlarmış.

Bu üç farklı şehrin arasında ise herhangi bir yolculuğun yapılması yasaklanmış. Bir-birlerini anlamayan, birbirileriyle
iletişim kuramayan bu insanlar huzur ve mutluluklarını korumak için
bu kurala sadık kalırlarmış.

Taki rahatlamaları ve saldırganlıklarını yatıştırmaları için, yüksek bir yerden atlayan şehirlilerin ani bir doğal gaz patlaması nedeniyle büyük bir kentsel yıkımla karşı karşıya kalana dek. Bu doğal gaz patlaması nedeniye bir çok bina ve kule yıkılmış.

Yıkım, atlamak için yüksek bir yer bulamayan, öteki şehirlilerde bir korku uyandırmış. Bu yüzden yüksek yapıların inşaası için şehirlerarası geçişe izin verilmiş.Yapılar kurulmuş ve şehri terketme zamanı geldiğinde yüksekten atlayanlardan biri, tersten konuşanların şehrine gizlice girivermiş.

Bu biri diğer şehrin apartmanlarından birine girip kullanılmayan bir dairenin penceresinden alışkanlık gereği kendini atıvermiş…
Ve kimse de onunla aynı dili konuşmadığı için atladığı zaman öleceğini anlatamamış…

















Hikayedeki düşen karakterin detayi / The detail of the falling charecter in the story.

145 x 245 cm.

örgü / knit

2009





http://underscene-project.blogspot.com/


“Normal Olmayı Reddediyorum” I Refuse to Become What You Call Normal



‘Normal Olmayı Reddediyorum!’I Refuse to Become What You Call NormalOutlet-Ihrac Fazlası Sanat 10 Ekim’deki “Normal Olmayı Reddediyorum” isimli ilk sergisiyle açılıyor. Fikret Atay, Bashir Borlakov, Burak Delier, Servet Koçyiğit, Merve Şendil, Cengiz Tekin’in katılımıyla gerçekleştirilen sergi 10 Ekim-20 Kasım tarihlerinde açık kalacak.

Jean Luc Godard’ın Alphaville filminden ödünç alınan “Normal olmayı reddediyorum” cümlesi, Godard gibi bir sinema dehasının olduğu kadar farklı alanlarda üretimler yapan birçok sanatçının da ağzından duyulabilirdi.Merve Şendil’in “Machine Alpha” isimli duvar enstalasyonu; DDR grubu üyesi Can Batukan’ın Alphaville filmi üzerine yaptığı yeni müzik denemeleriyle ses buldu. İlk kez sergilenen çalışmada; filmin 2 kahramanı; Lemmy Caution ve Profesor Vonbroun’un görüntüleri aynı karede dondurulup duvara işleniyor.Burak Delier, sergide yer alan yeni çalışmasıyla, toplum yararını gözeten yeni bir eylemler dizisine başlıyor. Basit bir trafodan/elektrik direğinden çekilen hatla birlikte özel şirketlere ve/ya devlete ait olan bir ürün/enerji kamuya açılıyor. Delier, direğin üzerinde, görünür bir alana çektiği 6’lı bir prizle, direkteki elektriği kullanıma açıyor.Bashir Borlakov’un “Hemşire”si, basit gibi görünen bir olasılığın, aslında ne kadar şaşırtıcı bir keskinlik-radikallik taşıdığını yüzümüze çarpıyor. Serinin bu ilk fotoğrafı, geniş bir panoramada, artık tütmeyen fabrika bacalarına sırtını veriyor. Kentin kenarında olunduğu, yakınlarda hayat belirtisi olmamasından belli ve kapitalizmin asfaltlanmış yüzü, bir dönemin kapandığına işaret ediyor. Hemşire, arızalı ambulansında kendisini almaya gelecek görevlileri beklemek yerine, başka bir yol denemeye karar veriyor.Servet Koçyiğit’in “Shake it ‘til it drops” çalışması; kadın olarak/gibi tanımlanan toprakla ilintili eril kodları görünür kılıyor. 5 farklı ülkenin askeri üniformalarını giyinmiş erkekler, kollarına uzanan kadını müziğin ritmine uydurmaya çalışıyorlar. Bu beyhude çaba, kadının kostümü, kimliği ve müziğin coğrafyası düşünüldüğünde daha da anlam kazanıyor.
Cengiz Tekin’in ışığı, kompozisyonu ve ismiyle Rembrandt’a göz kırpan “Stratejik Analiz Dersleri” çalışması, geçen yıl başladığı dizinin ikinci fotoğrafı. Sanatçı; Koçyiğit’le aynı coğrafyalara ait bir derdi paylaşıyor ve metaforunu yine kadın üzerinden kuruyor. Bu kurgusal fotoğrafında Tekin; açıkça görülen ama dilsiz bir tartışmanın içinde konuşan en güçlü figür olarak bir kadını işaretliyor.Fikret Atay’ın Theorists//Teorisyenler çalışması, Terrorist ile tuhaf ses benzerliğiyle ürpertiyor. Videoya verilen bu isim; batılı bir bakışın kolayca düşebileceği bir dil sürçmesine zemin hazırlıyor. 9/11 sonrası dünya durumunu, müslüman bir coğrafyadan izleyen sanatçı; bir hazırlık evresini mesafeli bir bakışla videoya alıyor. Batman’la Mardin arasında bir bölgede yer alan bir Kur’an kursunun her günkü manzaralarından biri… Onlarca genç, ellerinde Kur’an fasikülleri, çıplak ayaklarıyla aşınmış halıflexler üzerinde ileri geri yürümekteler.

Güncel sanatın Outlet’indeki ilk sergi 20 Kasım’a dek görülebilir.

OUTLET// İhraç Fazlası Sanat
Boğazkesen Cad. Kadirler Yokuşu No:69
Tophane-Istanbul
0212 245 55 05
www.outlet-istanbul.org
http://outlet-istanbul.blogspot.com



acrilic on canvas

35x35x5 cm.
























35x35 cm.
2008




Alternatif tarihimi yazdigim defter (eskiz)



Alternatif tarihimi yazdigim defter (eskiz)























karışık teknik_2007
mixedmedia on canvas
75x100 cm.
acrilic on canvas_2007


Machine Alpha at K2 Art Center
































Machine Alpha

Can Batukan’ın DDR müzik grubundan bağımsız olarak gerçekleştirdiği 5 parçadan oluşan müzik projesidir “Alpha 60” . Bu projeyi sanatçı, distopik bir film olan Alphaville filminden yola çıkarak oluşturulmuş ve bütünüyle ona adanmış tek kişilik bir deneysel müzik projesi olarak tanımlamaktadır.
Underscene Project Arşivine "myspace" yoluyla eklediğim piyasada profesyonel kaydı bulunmayan DDR grubu üyelerinden Can Batukan ile birlikte oluşturuğumuz bu projenin çıkış noktasını Jean Luc Godard’ ın senaryosunu yazıp yönettiği 1965 yapımı “Alphaville” filmi oluşturuyor.

Film; Herkesin ve her şeyin kontrol edildiği bir gelecekte, insanın ve makinenin; bireyin ve onu sarmalayan düzeneğin yabancılaşmasını konu alır. Şehir, “Alpha 60” adlı bilgisayar tarafından yönetilmektedir. Burada yaşam önceden kurgulanmış, seçimsiz bir yapıya indirgenmiştir. Tüm düşünce ve tüm eylem programlıdır. Ajan Lemmy Caution’ın görevi, insan yaşamının her aşamasını tahakküm altına almak için tasarlanmış olan bu bilgisayarın mimarını bulmak ve yok etmektir.


Yapılan enstelasyon “Alphaville” filmini olanaklı bir izlek olarak kullanır
. Bu projede Can Batukan’ın 5 parçadan oluşan “Alpha 60” isimli müzik projesinden bir düzenleme içerisinde kullanarak görünür kılmak amaçlanmıştır. Duvara, kablolar kullanarak resmedilen sahne, sözkonusu filmden alınmıştır. (Alphaville’deki ana karakter olan ajan Lemmy Caution, yanında ki duvarda asılı duran fotoğrafa bakar. Fotoğrafta şehri kontrol eden "Alpha 60" üstün bilgisayarının mühendisi görünmektedir.

time out at K2 Art Center (room exhibition)












________________________________

Onair



“diğerlerinin şansı “ sergisi için amatör,profesyonel grup ve kişilerin demo kayıtlarından oluşan 12 parçalık bir cd’ nin afiş-cd kapağı ile birlikte sergilendiği k2 sanat merkezi’ndeki kurgudan görünüm.

onair
A view of a poster from the installation at K2 Art Center, cd cover ,12- track cd which consists of the demo records of amateur and professional bands and musicians for “Other’s Chance” exhibition.
























A view of a poster from the installation


for “Other’s Chance” exhibition.




Circus




circus_2005

polyester
plush
lamp
and one chair

35x45x25 cm.















25x14x10 cm
2005




































sarı topun maceralar_kağıt üzerine akrilik_2005
the adventures of the yellow ball
atık kent
2005






































































125x100 cm. havalı naylon,tırnak cilası_2005








strafor_yük























20x20 cm.strafor üzeri akrilik 2005
acrilic on strafor




acrilic on strafor
125x125 cm.
acrilic on canvas
25x35 cm. canvas series