merve şendil
Evrenin Yanlış Siparişi // Mistaken Order of Universe
You don’t have a twin anymore.
To explain the situation, a big mistake has been made.
The waiter had brought the omelet with double eggs instead of one egg.
But the customer only wanted the half of the omelet and he didn’t want to eat the other half.
So they came to fix this order mistake.
Everything is fixed, everything is all right
To explain the situation, a big mistake has been made.
The waiter had brought the omelet with double eggs instead of one egg.
But the customer only wanted the half of the omelet and he didn’t want to eat the other half.
So they came to fix this order mistake.
Everything is fixed, everything is all right
knit: 310x480 cm.
Üç Şehrin Hikayesi//The Story Of 3 Cities
The people of one of those cities were folks who lived their lives in serenity and comfort as they soared up and down and sometimes glided through air.
In another city, people have been compelled to let themselves drop down from a height for a relief. Otherwise they would threaten the rest of the citizens with their aggression provoked by fury and misery.
Because of their differences people of these three cities have completely banned any travel whatsoever between cities. All those people, unable to understand one another and could not communicate with each other have always been faithful to that rule for the sake of protecting their tranquility and happiness. However, life continued like this until those who jump from high to relax and calm their aggression encountered a massive urban devastation that occurred following an unfortunate natural gas explosion in their city. This natural gas explosion led to the collapse of many buildings and towers.
Anger of the ones who were not able to find a high place to jump aroused great fear among the people of other cities. Therefore, for the first time intercity pass became permitted for construction of high buildings. When the buildings were completed and it was time to leave the city, with the curiosity to see a foreign city, one of those citizens who jump from a height furtively sneaked into the city of the backward-talkers together with them.
This foreigner in the city of the backward-talkers entered one of the buildings then climbed up to a window of an unoccupied apartment and as a usual habit jumped out of the window… There were some citizens who noticed the situation and were shouting from behind that the result of this behavior would be death. But the foreigner who was going for a relief would not be able to understand their warnings since they were not speaking the same language.
Gece Düşerken// Falling in night-time
El Örmesi//Hand knit
230x143 cm.
2010
Gündüz Düşerken// Falling in Daytime
El Örmesi//Hand knit
233x138 cm.
2010
"Başka Evrende Aktif" Serisi 1
Bir mali denetçi, bir veteriner, bir bankacı ve bir biolog ile aynı masada olmamızın tek bir nedeni vardı o gece; hepimizin ortak arkadaşının DJ’lik yaptığı mekanda sadece arkadaşlarına özel olarak ayırdığı masayı paylaşmaktı. Henüz o gün tanışmıştım o insanarla. Konuşmalarını, eğer cümle kaçırmadan dinleyebilirsem biraz anlayabiliyor, tam olarak anlayamasam bile konu hakkında en azından bir fikir edinebiliyordum.
Konuşulanları anlamak adına olağan üstü çabalamama karşın kendimi zaten çok yabancı hissettiğim bu dünyadan artık iletişim kuramayacak kadar uzaklaştığımı farkediyordum.
Bir zaman sonra sanırım insanlar benim onların konuşmalarında dışarda kaldığımı hissetmiş olucaklar ki herkes bana konuştukları konuyu kendi yöntemlerini kullanarak anlatmaya çalıştılar. İnsanların benimle ilgilenmesine çok sevinsem de bir türlü konuyu anlamıyor olmam kendimi daha da yabancı hissetmeme sebep oldu.
Tuvalete gitmem gerekmesine rağmen masadan kalkamıyor, kalktığım taktirde artık hiçbir şey anlamayacağımdan endişe ediyordum. Bir yerden sonra dayanamayıp kalktım. Döndüğümde tahmin ettiğim gibi oldu.
Oturduktan bir süre sonra endişelerimden arınmış olduğumu farkedip artık sohpeti anlamaya çalışmayı bırakıp en iyi yapabildigim seyi yaptim. Hayal kurmaya başladım.
Konuşulanları anlamak adına olağan üstü çabalamama karşın kendimi zaten çok yabancı hissettiğim bu dünyadan artık iletişim kuramayacak kadar uzaklaştığımı farkediyordum.
Bir zaman sonra sanırım insanlar benim onların konuşmalarında dışarda kaldığımı hissetmiş olucaklar ki herkes bana konuştukları konuyu kendi yöntemlerini kullanarak anlatmaya çalıştılar. İnsanların benimle ilgilenmesine çok sevinsem de bir türlü konuyu anlamıyor olmam kendimi daha da yabancı hissetmeme sebep oldu.
Tuvalete gitmem gerekmesine rağmen masadan kalkamıyor, kalktığım taktirde artık hiçbir şey anlamayacağımdan endişe ediyordum. Bir yerden sonra dayanamayıp kalktım. Döndüğümde tahmin ettiğim gibi oldu.
Oturduktan bir süre sonra endişelerimden arınmış olduğumu farkedip artık sohpeti anlamaya çalışmayı bırakıp en iyi yapabildigim seyi yaptim. Hayal kurmaya başladım.
avize//chandelier
75x75x55 cm
el örgüsü // hand knit
A Guide to Dreaming
Merve iki yıldır İstanbul’da yaşıyor. Basit zevkleri olan biri ya da kendini böyle görüyor.. Savruk düşünceleri var kafasında. Aynı anda bir çok işle ilgilendiği için dizginlediğini düşünüyor bu bir türlü sonuca vardıramadığı savruk düşüncelerini. Yaklaşık 1 ay önce aldığı ilk müzik aletiyle müzik yapmaya başlamıştı Merve.
Az stresli bir uçak yolculuğundan sonra bir kaç ayını geçireceği Marsilya’ya vardığında elinde tuttuğu ve ilk sayfasında "yalnız olmadığımı biliyorum. Konuşmasam da beni duyan birileri olmalı " yazan defterini çantasına koydu.
Marsilya’daki ilk gecesinde o kadar yorgundu ki hemen odasina cekildi. O gece rüyasında, tonlari surekli degisen mekanik sesler duyuyordu. Sabaha karşı uyandığında rüyasında duyduğu sesleri tekrar duymaya başladı. Bir süre bu mekanik sesleri dinlemeye ve anlamaya çalışırken yeniden uyuyakaldı. Uyandığında, yeteri kadar dinlenmiş hissetmiyordu kendini. Sextant et plus ülkesinin kraliçesi Veronique, Merve ve İzmir’deki haber alma teşkilatının başı olan arkadaşı Gökce’yi beraber çalışacakları atölye bölümüne götürecekti o gün. Hemen yataktan kalkmak zorunda kaldı. Veronigue, Gökçe ve Merve`yi kaldıkları Villadan aldı ve atölyeye doğru yürürlerken, en ufak bir boşluk bırakmadan duvarları graffitiler ile doldurulmuş bir otoparktan geçtiler. Merve bu sırada sabaha karşı duyduğu sesleri tekrar duymaya başlamıştı.
Birkaç gün boyunca bu tuhaf mekanik sesleri hiç duymayan Merve, Gokce’yle gittikleri şehir merkezindeki telefoncuda, bir standdan kendisine “ Merhaba” diyen, gerçeğinden oldukça büyük bir fotoğraf makinasi ile karşılaştı. İlk bakışta kullanılamayacak kadar büyük olan bu fotoğraf makinasının reklam amaçlı üretilmiş olabileceğini düşündü. Kendisine birkaç kere daha “merhaba”, “nasılsın Merve?” gibi cümleler kurmasıyla durumun garipliğinden ürkerek standa sırtını döndü Merve ve şaşkınlığını kimsenin farketmemesi için baska şeylerle ilgilenmeye başladı. Gökçe`nin işinin çabuk bitmesini umarken o devasa fotoğraf makinesinin bir hayal ürünü olup olmadığını geçiriyordu aklından. Gökçe’ye hiçbir şey söylememesi gerektiğine karar verdi., Gökçe’nin işi bitip telefoncudan çıktıklarında, Merve’nin yüzünde tuhaflıktan mı yoksa mutluluktan mı, tam olarak anlaşılamayan bir gülümseme vardı.
O günden sonra sürekli o ilk sabah duyduğu mekanik sesleri duymaya devam eden Merve aklından bir türlü çıkaramadığı fotoğraf makinasının resmini çizmeye çalıştı. Aynı hafta diğer arkadaşlarının da Marsilya’ya gelmesiyle, duyduğu mekanik sesleri ve konuşan fotograf makinesini bir süreliğine unuttu. Artık akşamları, kaldığı evin bahçesinde delirip delirmediğini düşünmeden keyifli günler geçirmeye başlamıştı.
Merve ve arkadaşları bir akşam hep beraber bahçede otururlarken çok yakından gelen bazı müzik sesleri duymaya başladılar. Merve yemekten sonra müzik seslerinin La Frishe’in içindeki bir konserden gelip gelmediğine bakmak için evin bahçesinden çıkıp otoparktan geçti. Burada boylari yaklaşık 1,5-2 metre olan 2 robot ile karşılaştı. Robotlardan biri telefoncudaki fotoğraf makinasıydı. Ayağında pembe tavşan terlikleri vardı. Diğeri ise üzerine rengarenk vidalar serpiştirilmiş çikolatalı bir çöreğe benziyordu. Adları Prelavage ve Lavage olan bu iki robot ile sohpeti sırasında, bu acayip durum karşısındaki rahatlığından olsa gerek, ara ara şaşkınlık yaşıyordu. Çörek şeklinde olan Lavage`ın Marsilya`daki tüm graffitileri yaptığını ve Prelavage`ın kafasini oluşturan dev fotoğraf makinesi ile de hem bu grafitileri belgelediğini hem de Marsilya`nın hemen her yolunda, kimi zaman tek kimi zaman çift olarak etrafa savrulmus terliklerin fotoğraflarını çektiğini öğrendi. Sonra bu iki robota karşı kendini daha da yakın hissetti. Uzun süre sohpet ettikten sonra konserin var olup olmadığına bakamadan villaya geri döndü.
Merve robotlarla karşılaşmasının ardından hemen hemen her gününü onlarla birlikte geçirmeye başlamıştı Arkadaşları, özellikle haber almada uzman olan Gökçe ve gözlüğünü çıkarttığında kuşa dönüşebilen ve insan olduğu zamanlarda tüm kuşlarla iletişim kurabilen Borga`nın birşey anlamasın diye uğraş vermesi gerekiyordu. Onlara belli etmemek için odasından cok nadir çıkıyordu. Robotlarla konuşmalarını duymamaları için de müzigin sesini olabildiğince açiyordu.
Merve, yaptığı ve vasat olarak nitelendirdiği müziğini robotlarla paylaşıyor ve onların kendi müziğini sıkılmadan dinlemelerine bayılıyordu. Onu sürekli mutlu etmeye çalışmaları Merve`nin iyi hissetmesine ve rahat davranmasına sebep oluyordu. Ancak İstanbul`a dönüş vaktinin yaklaştığını düşünmeye başladığında içini saran huzursuzluğa ve endişeye bir türlü engel olamıyordu.
Merve robot arkadaşlarıyla birlikte olamadığı zamanlarda, İstanbul`da yaşayan ve dünyadaki tüm kahve ağaçlarına mahsul vermesi için direktif verip onları motive eden arkadaşı Yiğit ile internetten sohpet ediyordu. Yaşadıklarını Yiğit’e anlatmak istemesine karşın kendisine inanmayacağından hatta delirdiğini düşüneceğinden endişe ediyor, sessizlik içinde kalıyordu.
Huzursuzluk ve mutluluk duygulari arasinda kalmadığı günlerden birinde, Yiğit’e mutluluğun sadece paylaşıldığı zaman gerçek olduğunu söyleyebildi.. Bunu söylerken “Şu an yaşadığı mutluluğunu ve sebeplerini, ne bir insana anlatacak cesareti ne de anlatmayı düşünecek kadar delirmiş bir beyne sahip olduğunu” geçiriyordu içinden.
‘Emploi Saisonnier/Seasonal Work’

Emploi Saisonnier/Seasonal Work’ project, proposed by Veronique Collard-Bovy and Celenk Bafra, is based on the research and exchange on and/or in the cities of Istanbul, Izmir, Antakya, Diyarbakir, Paris and Marseilles since 2008. The starting point was to have a closer look on the urban, social and cultural issues in the Mediterranean cities, and more specifically Turkey, together with the characteristics of the artistic practices nourished from them. This research, focused on multi-layered social and cultural problematics of the cities, on modes of collective production as well as the artists that try to stand together by various systems of exchange, resulted as a program composed by three art projects that were developed or invited from Turkey.
It was especially crucial for the artist-in-residency programme to invite artists from Turkey that are familiar with collective ways of living and working. This is why four artists from Izmir, third biggest the city of Turkey and an important sea port in the Aegean Sea, leading figures of major artist initiatives in Izmir, namely K2 and (-1) are invited in Marseilles to live and work. Even though their work, questioning on everyday life and its modes, has outcomes as individual artist works, a common approach and a certain spiritual affiliation exist due to the shared back-ground and city. The process of their residency and works contributed to the development of the exhibition ‘Arrangements’ together with the invitation of invaluable artists and artworks from Turkey supporting the theme of arrangement related to the issues of everyday life by their own approach and position.
Regarding ‘Die Weisser Stadt’ project following the residency of four members of Xurban collective, as a collective working in different parts of the globe on urban issues since 2000, it was indispensable to invite them to produce a new project on cities with a focus on Marseilles. In a city where urban transformation is harsh and controversial, Xurban comes up with new proposals by revisiting their own research and questions on contemporary politics and ideology.
A strong proposal from the city of Diyarbakir by Sener Ozmen, a city with deep political and social conflicts in the south-eastern region of Turkey, was invited as the third project to fulfill the approach of ‘Emploi Saisonnier/Seasonal Work’. Video and photography works from Diyarbakir by three artists, often making collaborations alongside with their individual artistic practice, present a common understanding on the difficulty to find a common front to agree nowadays in Turkey and the strategies of resistance in every possible way and field including the art world.
Üç Şehrin Hikayesi//The Story Of 3 Cities
Birbirinden farklı üç şehri olan bir ülke...Tabii insanları da öyle'Bu şehirlerden birinin insanları yerden bir yükselip bir alçalarak ve kimi zaman havada süzülerek huzur içinde oldukça rahat bir biçimde yaşayan insanlarmış.
Şehirlerden bir diğerinin insanları ötekilerin aksine
sondan başa doğru konuşarak iletişim kurabiliyorlarmış.
Öteki şehrin insanları ise sürekli, kendilerini yüksek bir yerden aşağı bırakarak rahatlamak zorunda hissederlermiş. Aksi halde öfke ve mutsuzluğun uyandırdığı saldırganlıkla diğer şehirlileri korkuturlarmış.
Bu üç farklı şehrin arasında ise herhangi bir yolculuğun yapılması yasaklanmış. Bir-birlerini anlamayan, birbirileriyle iletişim kuramayan bu insanlar huzur ve mutluluklarını korumak için
bu kurala sadık kalırlarmış.
Taki rahatlamaları ve saldırganlıklarını yatıştırmaları için, yüksek bir yerden atlayan şehirlilerin ani bir doğal gaz patlaması nedeniyle büyük bir kentsel yıkımla karşı karşıya kalana dek. Bu doğal gaz patlaması nedeniye bir çok bina ve kule yıkılmış.
Yıkım, atlamak için yüksek bir yer bulamayan, öteki şehirlilerde bir korku uyandırmış. Bu yüzden yüksek yapıların inşaası için şehirlerarası geçişe izin verilmiş.Yapılar kurulmuş ve şehri terketme zamanı geldiğinde yüksekten atlayanlardan biri, tersten konuşanların şehrine gizlice girivermiş.
Bu biri diğer şehrin apartmanlarından birine girip kullanılmayan bir dairenin penceresinden alışkanlık gereği kendini atıvermiş…
Ve kimse de onunla aynı dili konuşmadığı için atladığı zaman öleceğini anlatamamış…


Hikayedeki düşen karakterin detayi / The detail of the falling charecter in the story.
145 x 245 cm.
örgü / knit
2009
Subscribe to:
Posts (Atom)





















