Showing posts with label cable works. Show all posts
Showing posts with label cable works. Show all posts

@ Social Animals







``Free at Last``
(Acrilic )Wool on Canvas
210 x 210 cm.
2013















Özyeğin Üniversitesi Çekmeköy Kampüsü // A Guide to Dreaming









 A Guide to Dreaming,  Wall Installation (cable) , 2011


A Guide to Dreaming



Merve iki yıldır İstanbul’da yaşıyor. Basit zevkleri olan biri ya da kendini böyle görüyor.. Savruk düşünceleri var kafasında. Aynı anda bir çok işle ilgilendiği için dizginlediğini düşünüyor bu bir türlü sonuca vardıramadığı savruk düşüncelerini. Yaklaşık 1 ay önce aldığı ilk müzik aletiyle müzik yapmaya başlamıştı Merve.
Az stresli bir uçak yolculuğundan sonra bir kaç ayını geçireceği Marsilya’ya vardığında elinde tuttuğu ve ilk sayfasında "yalnız olmadığımı biliyorum. Konuşmasam da beni duyan birileri olmalı " yazan defterini çantasına koydu.

Marsilya’daki ilk gecesinde o kadar yorgundu ki hemen odasina cekildi. O gece rüyasında, tonlari surekli degisen mekanik sesler duyuyordu. Sabaha karşı uyandığında rüyasında duyduğu sesleri tekrar duymaya başladı. Bir süre bu mekanik sesleri dinlemeye ve anlamaya çalışırken yeniden uyuyakaldı. Uyandığında, yeteri kadar dinlenmiş hissetmiyordu kendini. Sextant et plus ülkesinin kraliçesi Veronique, Merve ve İzmir’deki haber alma teşkilatının başı olan arkadaşı Gökce’yi beraber çalışacakları atölye bölümüne götürecekti o gün. Hemen yataktan kalkmak zorunda kaldı. Veronigue, Gökçe ve Merve`yi kaldıkları Villadan aldı ve atölyeye doğru yürürlerken, en ufak bir boşluk bırakmadan duvarları graffitiler ile doldurulmuş bir otoparktan geçtiler. Merve bu sırada sabaha karşı duyduğu sesleri tekrar duymaya başlamıştı.

Birkaç gün boyunca bu tuhaf mekanik sesleri hiç duymayan Merve, Gokce’yle gittikleri şehir merkezindeki telefoncuda, bir standdan kendisine “ Merhaba” diyen, gerçeğinden oldukça büyük bir fotoğraf makinasi ile karşılaştı. İlk bakışta kullanılamayacak kadar büyük olan bu fotoğraf makinasının reklam amaçlı üretilmiş olabileceğini düşündü. Kendisine birkaç kere daha “merhaba”, “nasılsın Merve?” gibi cümleler kurmasıyla durumun garipliğinden ürkerek standa sırtını döndü Merve ve şaşkınlığını kimsenin farketmemesi için baska şeylerle ilgilenmeye başladı. Gökçe`nin işinin çabuk bitmesini umarken o devasa fotoğraf makinesinin bir hayal ürünü olup olmadığını geçiriyordu aklından. Gökçe’ye hiçbir şey söylememesi gerektiğine karar verdi., Gökçe’nin işi bitip telefoncudan çıktıklarında, Merve’nin yüzünde tuhaflıktan mı yoksa mutluluktan mı, tam olarak anlaşılamayan bir gülümseme vardı.

O günden sonra sürekli o ilk sabah duyduğu mekanik sesleri duymaya devam eden Merve aklından bir türlü çıkaramadığı fotoğraf makinasının resmini çizmeye çalıştı. Aynı hafta diğer arkadaşlarının da Marsilya’ya gelmesiyle, duyduğu mekanik sesleri ve konuşan fotograf makinesini bir süreliğine unuttu. Artık akşamları, kaldığı evin bahçesinde delirip delirmediğini düşünmeden keyifli günler geçirmeye başlamıştı.

Merve ve arkadaşları bir akşam hep beraber bahçede otururlarken çok yakından gelen bazı müzik sesleri duymaya başladılar. Merve yemekten sonra müzik seslerinin La Frishe’in içindeki bir konserden gelip gelmediğine bakmak için evin bahçesinden çıkıp otoparktan geçti. Burada boylari yaklaşık 1,5-2 metre olan 2 robot ile karşılaştı. Robotlardan biri telefoncudaki fotoğraf makinasıydı. Ayağında pembe tavşan terlikleri vardı. Diğeri ise üzerine rengarenk vidalar serpiştirilmiş çikolatalı bir çöreğe benziyordu. Adları Prelavage ve Lavage olan bu iki robot ile sohpeti sırasında, bu acayip durum karşısındaki rahatlığından olsa gerek, ara ara şaşkınlık yaşıyordu. Çörek şeklinde olan Lavage`ın Marsilya`daki tüm graffitileri yaptığını ve Prelavage`ın kafasini oluşturan dev fotoğraf makinesi ile de hem bu grafitileri belgelediğini hem de Marsilya`nın hemen her yolunda, kimi zaman tek kimi zaman çift olarak etrafa savrulmus terliklerin fotoğraflarını çektiğini öğrendi. Sonra bu iki robota karşı kendini daha da yakın hissetti. Uzun süre sohpet ettikten sonra konserin var olup olmadığına bakamadan villaya geri döndü.

Merve robotlarla karşılaşmasının ardından hemen hemen her gününü onlarla birlikte geçirmeye başlamıştı Arkadaşları, özellikle haber almada uzman olan Gökçe ve gözlüğünü çıkarttığında kuşa dönüşebilen ve insan olduğu zamanlarda tüm kuşlarla iletişim kurabilen Borga`nın birşey anlamasın diye uğraş vermesi gerekiyordu. Onlara belli etmemek için odasından cok nadir çıkıyordu. Robotlarla konuşmalarını duymamaları için de müzigin sesini olabildiğince açiyordu.

Merve, yaptığı ve vasat olarak nitelendirdiği müziğini robotlarla paylaşıyor ve onların kendi müziğini sıkılmadan dinlemelerine bayılıyordu. Onu sürekli mutlu etmeye çalışmaları Merve`nin iyi hissetmesine ve rahat davranmasına sebep oluyordu. Ancak İstanbul`a dönüş vaktinin yaklaştığını düşünmeye başladığında içini saran huzursuzluğa ve endişeye bir türlü engel olamıyordu.

Merve robot arkadaşlarıyla birlikte olamadığı zamanlarda, İstanbul`da yaşayan ve dünyadaki tüm kahve ağaçlarına mahsul vermesi için direktif verip onları motive eden arkadaşı Yiğit ile internetten sohpet ediyordu. Yaşadıklarını Yiğit’e anlatmak istemesine karşın kendisine inanmayacağından hatta delirdiğini düşüneceğinden endişe ediyor, sessizlik içinde kalıyordu.

Huzursuzluk ve mutluluk duygulari arasinda kalmadığı günlerden birinde, Yiğit’e mutluluğun sadece paylaşıldığı zaman gerçek olduğunu söyleyebildi.. Bunu söylerken “Şu an yaşadığı mutluluğunu ve sebeplerini, ne bir insana anlatacak cesareti ne de anlatmayı düşünecek kadar delirmiş bir beyne sahip olduğunu” geçiriyordu içinden.













“Normal Olmayı Reddediyorum” I Refuse to Become What You Call Normal



‘Normal Olmayı Reddediyorum!’I Refuse to Become What You Call NormalOutlet-Ihrac Fazlası Sanat 10 Ekim’deki “Normal Olmayı Reddediyorum” isimli ilk sergisiyle açılıyor. Fikret Atay, Bashir Borlakov, Burak Delier, Servet Koçyiğit, Merve Şendil, Cengiz Tekin’in katılımıyla gerçekleştirilen sergi 10 Ekim-20 Kasım tarihlerinde açık kalacak.

Jean Luc Godard’ın Alphaville filminden ödünç alınan “Normal olmayı reddediyorum” cümlesi, Godard gibi bir sinema dehasının olduğu kadar farklı alanlarda üretimler yapan birçok sanatçının da ağzından duyulabilirdi.Merve Şendil’in “Machine Alpha” isimli duvar enstalasyonu; DDR grubu üyesi Can Batukan’ın Alphaville filmi üzerine yaptığı yeni müzik denemeleriyle ses buldu. İlk kez sergilenen çalışmada; filmin 2 kahramanı; Lemmy Caution ve Profesor Vonbroun’un görüntüleri aynı karede dondurulup duvara işleniyor.Burak Delier, sergide yer alan yeni çalışmasıyla, toplum yararını gözeten yeni bir eylemler dizisine başlıyor. Basit bir trafodan/elektrik direğinden çekilen hatla birlikte özel şirketlere ve/ya devlete ait olan bir ürün/enerji kamuya açılıyor. Delier, direğin üzerinde, görünür bir alana çektiği 6’lı bir prizle, direkteki elektriği kullanıma açıyor.Bashir Borlakov’un “Hemşire”si, basit gibi görünen bir olasılığın, aslında ne kadar şaşırtıcı bir keskinlik-radikallik taşıdığını yüzümüze çarpıyor. Serinin bu ilk fotoğrafı, geniş bir panoramada, artık tütmeyen fabrika bacalarına sırtını veriyor. Kentin kenarında olunduğu, yakınlarda hayat belirtisi olmamasından belli ve kapitalizmin asfaltlanmış yüzü, bir dönemin kapandığına işaret ediyor. Hemşire, arızalı ambulansında kendisini almaya gelecek görevlileri beklemek yerine, başka bir yol denemeye karar veriyor.Servet Koçyiğit’in “Shake it ‘til it drops” çalışması; kadın olarak/gibi tanımlanan toprakla ilintili eril kodları görünür kılıyor. 5 farklı ülkenin askeri üniformalarını giyinmiş erkekler, kollarına uzanan kadını müziğin ritmine uydurmaya çalışıyorlar. Bu beyhude çaba, kadının kostümü, kimliği ve müziğin coğrafyası düşünüldüğünde daha da anlam kazanıyor.
Cengiz Tekin’in ışığı, kompozisyonu ve ismiyle Rembrandt’a göz kırpan “Stratejik Analiz Dersleri” çalışması, geçen yıl başladığı dizinin ikinci fotoğrafı. Sanatçı; Koçyiğit’le aynı coğrafyalara ait bir derdi paylaşıyor ve metaforunu yine kadın üzerinden kuruyor. Bu kurgusal fotoğrafında Tekin; açıkça görülen ama dilsiz bir tartışmanın içinde konuşan en güçlü figür olarak bir kadını işaretliyor.Fikret Atay’ın Theorists//Teorisyenler çalışması, Terrorist ile tuhaf ses benzerliğiyle ürpertiyor. Videoya verilen bu isim; batılı bir bakışın kolayca düşebileceği bir dil sürçmesine zemin hazırlıyor. 9/11 sonrası dünya durumunu, müslüman bir coğrafyadan izleyen sanatçı; bir hazırlık evresini mesafeli bir bakışla videoya alıyor. Batman’la Mardin arasında bir bölgede yer alan bir Kur’an kursunun her günkü manzaralarından biri… Onlarca genç, ellerinde Kur’an fasikülleri, çıplak ayaklarıyla aşınmış halıflexler üzerinde ileri geri yürümekteler.

Güncel sanatın Outlet’indeki ilk sergi 20 Kasım’a dek görülebilir.

OUTLET// İhraç Fazlası Sanat
Boğazkesen Cad. Kadirler Yokuşu No:69
Tophane-Istanbul
0212 245 55 05
www.outlet-istanbul.org
http://outlet-istanbul.blogspot.com